Amerikan Hastanesinde TSRM ve TJOD İstanbul şubesinin himayelerinde yapılan sempozyum 239 katılımcı ile yapıldı. ART’nin geleceğinden bir kesit sunan sempozyum konusunda uzman yabancı konuşmacıların da katkısı ile son derece renkli ve tartışmalı geçti. Aşağında sempozyumun çok kısa bir özetini bulabilirsiniz.
Joshua Johnson
ABD Yale Üniversitesi Gamet Biyolojisi grubunda Doçent olarak çalışan Dr. Johnson’ın ana ilgi alanı gamet biyolojisi. 2004 yılında overlerde kok hücrelerin olabileceğini gösteren tarihi Nature çalışmanın da ilk isim yazarı. Sempozyumda kok hücrelerin buğun ve gelecekteki kullanım alanları ile en güncel bilgileri verdi. Çok merak edilen sorulardan biri olan kok hücrelerden döl hücresi yapımının ve bu hücrelerin yumurta ve sperm olarak kullanılmasının ise yakın gelecekte günlük pratiğe girmesinin beklenmediğini de belirtti. Kök hücrelerin vajen duvarı, endometrium ve olası overler içinde bulunduğuna dikkat çeken Dr. Johnson vajen duvarındaki kök hücrelerden doğum sonrası prolapsus ve idrar kaçırma olgularında, endometrial kök hücrelerden Asherman sendromunda ve ayrıca endometrioisis etyopatogenezinin aydınlatılmasında, ovarian kök hücrelerden ise menopozun ve beraberinde getirdiği hormonal ve üreme ile ilgili sorunların çözümünde kullanılabileceğini de belirtti.
Petra De Sutter
Ghent Universitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünde Profesör ve Bolum Başkanı olarak çalışan Dr. De Sutter özellikle hafif stimulasyon ve tek embriyo transferi üzerinde yoğun olarak çalışıyor ve yayın yapıyor. Ayrıca kok hücreler ve oosit yenilenmesi konularında da çalışmaları var. Belçika’da son yıllarda çıkan ve tek embriyo transferini zorunlu kılan yasa sonrasında kendi deneyimlerini ve tek embriyo transferinin tüp bebek başarısı üzerine etkisini bizlerle paylaştı. Özellikle Sağlık Bakanlığının da embriyo transfer şayisini kısıtlamayı planladığı bu dönemde bu konuşma bizim için son derece önemli ve öğretici oldu. 35 yaşın altındaki kadınlarda ilk iki denemede zorunlu tek embriyo transferinin gebelik oranlarında bir miktar düşmeye neden olmasına rağmen 6 tüp bebek denemesinin tamamının Devlet tarafından karşılandığı Belçika da infertil çiftlerin mevcut durumu kabullenmede güçlük çıkarmadığını da belirtti. Bu embriyo transfer politikasının ancak devletin tüp bebek uygulamalarının çok sayıda uygulamanın tamamını karşıladıkları durumlarda olası olduğunu da ekledi.
Andrea Borini
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve olan Dr. Borini Technobios IVF Merkezinin sahibi ve yöneticisi olarak Bologna İtalya'da çalışıyor. İtalya ve Dünyada oosit kryopreservasyonu konusunda öncülük yapmış olan merkezlerden biri. Kendisinin bu konuda çok yoğun deneyimi ve çok sayıda yayınları var. Italyada 2004 yılında çıkan ve tüp bebek uygulamalarında embriyo kryoprezervasyonu da dahil pek çok kısıtlama getiren yasa sonrasında bir bakıma zorunluluk gereği oosit kryoprezervasyonu birden önem kazandı ve İtalyan gruplar edindikleri deneyimlerle dünyaya öncülük ettiler. Medikal endikasyonlarin dışında sosyal endikasyonlar ile de oosit kryoprezervasyonunun gündemi işgal ettiği bu günlerde Dr. Borininin konuşması daha da önem kazanıyordu. Dr. Borini oosit dondurulması ve çözülmesi sonrası gebelik oranlarının taze oositlerin döllenmesi ile elde edilenlere yaklaştığını ve bunun da dondurulma için kullanılan yeni tekniklere bağlı olduğunu belirtti. Oosit dondurulmasının yaşa bağlı fertilite kaybının engellenmesi amacı ile kullanılmasının ise henüz yaygın olarak kullanılmadığını ancak ileride yaygınlaşmasının beklendiğini belirtti.
Peter Nagy
ABD Atlanta Reproductive Biology Associates da Bilimsel Direktör ve East Virgina Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bili Dalında Yardımcı Doçent olarak çalışan Dr. Nagy’i Brüksel de ilk ICSI uygulamasını gerçekleştiren grubun bir üyesi olarak tanıyoruz. Kendisi daha sonra Atlanta’ya geçmiş ve burada özel bir merkezin laboratuar ve bilimsel direktörlüğünü üstlenmiştir. Çok sayıda yayınları ve kitap bölümleri olan Dr. Nagy'nin temel ilgi alanları oosit vitrifikasyonu, oosit ve gamet biyolojisi ve embriyo seçiminde kullanılan non invazif yeni tekniklerdir. Dr. Nagy konuşmasında gebelik oluşturacak olan embriyonun seçimi ile ilgili kullanılan yeni tekniklere değindi. Bu tekniklerin gelecekte daha sık olarak kullanımı ile gebelik oluşturacak embriyoların seçimi ile tek embriyo transferi ile gebelik oranlarının daha yükselebileceğini belirtti.
Dagan Wells
Oxford Üniversitesi ART laboratuar direktörü olan Dr. Dagan Wells son anda gripla enfeksiyon geçirmesi nedeni ile toplantıya katılmadı. Ancak Skype üzerinden yapılan telekonferans ile slidelarını da kendisi değiştirerek konuşmasını yaptı. Telekonferans bağlantısı son derece başarılı idi. Preimplantasyon genetik tanı ile son gelişmeleri ve gelecekte olabilecek gelişmeleri özetleyen Dr. Dagan Wells özellikle microarray CGH ile blatomerlerin tüm kormozom kuruluşunun incelenebileceğini ve bunun da şu anda uygulanan FISH tekniği ile kıyaslandığında yanılgı payı çok daha az olan bir teknik olmasının yanı sıra hızlı sonuç vermesi nedeni ile gebelik oranlarında PGD den beklenen artışı beraberinde getireceğini de belirtti.




